Hello world!

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!

Posted in Uncategorized | 1 Comment

Calzedonia Bahar Çorapları

Calzedoina 2011 modelleri her tarza ve her ayakkabıya uygun rahat ve şık modeller
Romantik kolejli kız havasında biraz masum ve seksi.
Babetlerle giyilebilen bilekli babet çorabı
alıştıklarımzın dışında.
Saçlar doğal ve dağnık. Dudaklarda pempe şeftali arası bir parlatıcı.
Çok kısa elbiselerin altına diz üstüne çıkan çoraplar ve hafif topuklu ayyakabı ile
harika görünebilirsiniz.

                                                           

Posted in babet çorabı, Calzedino, etek altına çorap, Moda ve trendler | 44 Comments

Zaman Ne Çabuk Geçiyor


“saat on ikidir, söndü lambalar.


uyu da turnalar girsin rüyana, “

   

                                                

Posted in Sezai Karakoç, Turnalar, Yazılar | Leave a comment

Teşekkür Ederim

Bayram değil seyran değil, doğum günüm değil ama sevgili dostlarım  gittikleri yerlerden ayakkabı getirmişler bana. İlginç bir tesadüf. Hatta bunlardan ikisi karı koca ama birbirlerinden haberleri yok.
Güldürdüler beni. Sonra da benimki daha güzel kavgasına başladılar. Onlar kavga ederken ben birini giyip birini çıkarıyorum.
Diğer arkadaşım da bu çiften tamamen habersiz zaten.
İyi ki varsınız.

                                                            

Posted in Alışveriş, Yazlık ayakkabı | 29 Comments

Eksen Kayması


   D &G

 Kapitalizim yönetmek ister. Güzel vücütlu boş beyinler ister. Muhakeme yeteneği kazanmamış ama sürekli tüketen insanlar ister. Bu nedenle ahlakla çatışan bir sistemdir. Ahlak bencileşmenin önündeki engeldir.

 ve aynı kapitalizim bir metayı herkese satabilmek için kendi ahlakını yaratır.
Moda dünyasında ilginin kadından erkeğe doğru kayması aslında şaşıralacak bir durum değil. Bir kadının sadece erkeklerin beyninde uyandırdığı etkiyi bir erkek hem kadının hemde lüks tüketim pazar payının içerisinde yer alan eşcinsellerde uyandırdığı düşünülürse bu anlayış yerinde ve sağlam temeller üstünde.

Erkeğin cinsel obje olarak kadınla yarışması kadınları çokta üzmese gerek.

                                                                        Büyütmek için Tık Tık

                                                             
Posted in Erkek modeller, Moda ve trendler | 53 Comments

Black Swan ve Biz

Black Swan
Işıklar kapanınca insan en gizli ruhunu alır yanına. Nesneler,kutuplar cüzi oranda da olsa karşıtını kendi içinde barındırır. Böylece insan aslında her neyse işte onun tam tersidir aynı zamanda.
Nina’nın beyaz kuğuya bürünebilmesi, günlük hayatta naif , hassas ve kırılgan olmasından dolayı oldukça basittir yalnız oyun içinde siyah kuğuya da dönüşebilmesi için içerisindeki karanlık yanını ortaya çıkarmalıdır.
Aslında Nina Freud’un  Psikoseksüel Gelişim kuramına göre 3-6 yaş arası fallik dönemde takılı kalmış ve elektra karmaşası yaşayan bir kız.
Hasta ruhlu annesinden aldığı genleri baskın.
Yalnız Nina ne annesinin ne de kendisinin karanlık yönlerinin  farkında.
Tıpkı bizler gibi.
Atalarımızdan aldığımız genler bizleri onlardan farksız yapıyor. En içteki hasta yanımız, bizi aşırı derecede yoran ve baskı altına alan unsurlarla savaşmadığı sürece uyuyor.
Profil resmimin bir benzeri olan sahne. Karakter, yansımasına bakıyor.

Nina yı zorlayan ve izleyiciyi kendinden nefret ettiren, oyundaki  yönetmen Thomas aslında Nina’nın bilinç sıçramasındaki kilit kişi. Nina onun etkileri sayesinde Annesini, kendini ve cinselliği keşfetmekte. Onun sayesinde Takılı kaldığı fallik dönemi atlatmaktadır.
 Böyle kişiler bizlerin de hayatında vardır.Onlardan nefret ederiz. İşte o insanları incelediğimizde onlarda, bizlerin asla bilmediği, bilinç altı kırıntılarımızı görürüz.
Siyah kuğuya çok uygun rakip dansçı Lilly karekterimizin tam zıt yanını oluşturmakta. Bu nedenle Nina ondan nefret ediyor ama ondan kaçmayıp birlikte yemeğe çıktıkları gece, işte  o gece olayların kırılma noktasını oluşturuyor.
Nina aslında o gece diğer yanı ile buluşup yüzleşiyor.
Masanın diğer ucundaki yine kendisi.
Burada Ninanın her iki yanını bulduğu makyajı

Bizler Nina kadar şanslı değiliz. Baskı unsurlarımızın şiddeti ve onlara eğilme potansiyelimiz bir çoğumuzda onun ki kadar güçlü değil. Evet Nina Şizofren ama o bizlerin içerisindeki deliliği bizlerden daha iyi görüyor.
 
 
Black Swan karekterleri sayfalarca anlatılacak  kadar geniş. Anne ve Thomas en az Nina kadar derin. Son zamanlarda iyki dediğim
 tek film.
 
 
Posted in Black Swan. Black Swan Nina, Freud, Yazılar | 18 Comments

Guess Aksesuarları

Guess 2011 ilkbahar aksesuarları her zamanki gibi şatafatlı ve kadınsı. Çantalarda fiyonklar, çiçekler ve kalpler ön planda olduğu için genç kuşak hedeflenmiş.
Saat ve takılarda şimdiye kadar baskın olan altın yerine renkli taşlar kullanılmış.
Guess bu koleksiyonu ile biraz gençleşmiş ve tazelenmiş.
Aynı zamanda sarışın kadın idolünü unutmamış. Belkide bu fotoğrafları paylaşma
nedenim  mankenin tarağı ve ruju tutuşu, belindeki fiyonklu kemeri ve uzun bacaklarıdır
Bu arad model
Kate Upton.

Posted in Aksesuar, Guess Accessories Spring 2011, Kate Upton | 26 Comments

Çigi FilMİM

Sevgili deep bana çok cici bir mim yollamış. Hangi çizgi film kahramanı olmak isterdiniz ?
Casper, Red kit, Pembe Panter, Şirinler, Pinokyo, Pamuk Prenses ve hep omun kadar  güzel olmak istediğim Küçük Deniz Kızı.
son zamanlarda Sout Park 🙂 vee vee o şeker muhteşem aşık olunacak yaratık “Sponge Bob” görür görmez işte benim olsusun dediğim tatlı şey. Sanırım o olmak isterdim.
ama burada bir itirafta bulunmak istiyorum. Kendisi çizgi film kahramanı saylır mı bilmiyorum ama
çocukken Kurbağa Kermit ile evleneceğimi sanırdım :)) bilmiyorum neden 🙂

sevgili arya,girl ve meyra yı mimliyorum.

Posted in Yazılar | 22 Comments

Sene ‘965

   

” Eminim, her kuşağın kendine mahsus bir sene 1965 kavramı vardır”    diyor yazar. Düşünüyorumda o kadar da büyütmüşüm ki içimde hayranlığımı.
Türkiyede cumhuriyetin ilanından sonra  başlayan hızlı batılılaşma dalgasının Anadoluya kaydığı zamanlardır.
Aynı zamanda dünya büyük bir değişim ile uğraşmakta Pop Art akımı ile imgeler kimliksizleştirilirken büyük çarklar fast food, sinema ve daha bir çoğunu hayatımızın en ortasına getirir. Vietnam da bombalar patlar, Bridget Bardot ilk kez bikini ile boy gösterir. Daha sonraları bikini izi çıkmış vücutları ile Jane Birkin ve Bardot çırılçıplak aynı yatakta sigara içer.Kadının içine maskülenlik kaçmıştır bir kere. Böylece fransız sineması çıplaklığı meşrulaştırır.60 lı yılların başında Elvis Presley hala zayıftı. Che Guevara meşhur pozu ile Time dergisine kapak oldu. Dayımın odasında yıllardır duran bu resim aslında gerillanın popüler zaferiydi.
B.Bardot

Kadınlar mini etek ile tanıştı. Bu hadise erkekleri de mesut edince kadın onu hiç bırakmadı.

60’lı yıllar cinsel devrimin başlangıcı sayılır. Türkiye sessiz devrimi ile her yanda yankılanır. Ortaya 68 kuşağı çıkmıştır. Hoş 68 yıllında 30 yaşında olan pek bir tanıdığım yok ama 70 lere yetişen gençler şimdilerde çok şey anlatır.

Woodstock fetivali ilk kez 69 da yapılmış çiçek çocuklar bolca sevilmiş ve sevişmiştir. Hippilerin Pasifizm etkisi ile dünyayı bir huzur kaplamış The Beatles, yaklaşık bir milyon plak satmış ve genç kızlar ayaklarında yeni tanıştıklar stiletto ve maksi mantoları ile konserlere akın etmişlerdir. Biraz daha hanım hanımcık olanları saçlarını topuz yapıp pileli etek giyerken Fransa ilk atom bombasını Cezayir’de dener, Fildişi sahilleri bağımsızlığını ilan edip Kıbrısın kırmızı kurdelesi kesilir gider.

 Bu dönemin ortasında çizgi film Atom Karınca yeni doğarken Malcolm X hayatını kaybetti. “Afrikalı çocukları bırakın Twiggyi besleyin” diyen gençler 2000 li yıllarda dünyanın yarısının obez olacağını henüz bilmiyordu. Türk sineması Türkan Şoray ile tanışırken edebiyatta ikinci yeni hareketi ve toplumcu şiir ivme kazanmış, Türkiye o yıllarda görüp görebileceği en demokratik 61 anayasası ile tanışmıştır.

Naylon toplar, saklambaçlar, 2,5 liralar, vita yağlar, Belgin Doruk, Ayhan Işık, Erol Büyük Burç, leblebiler, gazozlar, blue jeanler…

Annem lisede Lee marka kot giyen bir gence tüm kızların hayran olduğunu anlatırdı. Babam ise converse ve Levis kot pantolonu limana yanaşan gemilerden tanıdık vasıtası ile alırmış.

Bir eylül sabahı uyanmak isterdim. Uyanıp sahile inmek.

Sene dokuz yüz altmış beş Ve mevsim SONBAHAR
Taşlık Parkı, Pazar çayları Renk-renk gazinolar
Blue-jean daha yeni yeni Sevda sarmış seni beni
Dans dersleri Leblebili gazoz Yazlık sinemalar
Bak cafeterya’da delikanlılar Kolejli kızlar
Filtresiz Harman sigarası Cumartesi Şan sineması
Langırt.. Pacio, Loafer…
Ve shetland kazaklar
1965
Şimdi sanki düş gibi Kumsaldaki sarışın kız
Canım, daha dünmüş gibi…
Sene 1695 Ve mevsim SONBAHAR
Perlon bluzlar Cici Kızlar ve Kelly topuzlar
Deli-dolu gençler sıra-sıra Atlantik’te fıçı bira
Selâm o yıllara…
Suavi Karaibrahimgil

Not : İ. abi  🙂 biraz geç oldu yazı ama anlayışlısındır sen.
                                                                   

Posted in 60 lı yıllar, 60's, Moda ve trendler, Yazılar | 28 Comments

Kış Gelince

                                                               
Posted in Güller, snow rose, Yazılar | 39 Comments